Migren ve Başağrısı

Baş ağrısı olarak basit bir tanımla özetlenen migren, aslında kişinin hayatını kâbusa döndürecek kadar güçlü bir hastalık. Özellikle koruyucu önlemler alınmazsa kişinin iş verimi düşebiliyor, çevresiyle iletişiminde sorunlar çıkıyor.

“Başım çatlayacak kadar ağrıyor, karanlık bir odada yatmak istiyorum. Başımın ağrısı başladığında tek kelime etmek istiyorum ya da konuşmak istesem bile cümle kuramıyorum, midem bulanıyor. Üstelik tüm bunlar haftada bir ya da bazen iki defa oluyor.”

Bu cümleler, dünyada milyonlarca kişinin ortak şikâyet belirtileri. İnsanın hayatını kâbusa çeviren ve migren adlı bu baş ağrısı, yerleştiği kişide haftada bir ya da birkaç kez kriz halinde ortaya çıkıyor. Ancak “Her baş ağrısı migren değildir” diyen uzmanlar, uzun yıllarca tedavisi konusunda çok yol kat edilemeyen migrenle ilgili son derece önemli adımlar atıldığını belirtiyorlar.

 
Sadece kadınların hastalığı sanılan migren, gerçekte milyonlarca insanın hayatını zehir ediyor. ABD’de kadınların yüzde 18’inin, erkeklerinse yüzde 6’sının migren hastası olduğu tahmin ediliyor. Yaklaşık 25 milyon kişinin migren ağrısı nedeniyle azap çektiği sanılıyor. Migrende yaş sınırı yok, iki yaşındaki bir çocuk bile bu kötü hastalığa yakalanabiliyor. Ancak bu hastalığın en çok görülme yaşı skalası 20 ile 50 arası. 30-40 yaş grubunda ise en şiddetli biçimine ulaşıyor.

Migrenin genel belirtisi başın bir yarısında ve hep aynı yarısında ortaya çıkan ağrı olarak özetleniyor. Ancak bu genel belirti yanında birçok şikâyeti de getiriyor. Genellikle öncesinde aura adı verilen bir dönemle ortaya çıkıyor migren. Göz önünde parlak, kırık çizgilerin görülmesi, konuşma zorluğu, şuur bulanıklığı, ışığa, kokuya, gürültüye karşı duyarlılık gibi bulguların tümüne verilen isim aura, haftada bir veya birkaç krizle başlıyor, bazı faktörlerin de etkisiyle migrenin artışına yol açıyor. Aura nöbetinin ardından 20-30-60 dakika içerisinde doruğa ulaşan zonklayıcı bir ağrı ortaya çıkıyor. Bu ağrı, genellikle bulantı ve kusma ile birlikte geliyor. Uzmanlar, migrenli hastalığın portresini şöyle çiziyorlar: “Migrende hastalar sessiz, sakin, karanlık yerleri tercih ederler. Kadınlarda adet dönemlerinde ağrıda bir artış olur. Bunun yanı sıra göz yaşarması, burun tıkanıklığı gibi bulgular da migren ağrısına eşlik ederler. Migren hastanın tüm yaşamını kapsayabilir.”

“Koruyucu tedavi önemli”

İstanbul Ağrı Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Serdar Erdine, migrenle ilgili hastalara şu tavsiyelerde bulunuyor:

 
“Baş ağrınızın nasıl başladığını ancak doktor belirleyebilir. Hekim size ağrının, hangi sıklıkta ve nasıl geldiğini soracaktır. Örneğin; birçok bayan hastada adet sırasında ve yumurtlama sırasında ağrı olur. Aynı şekilde ailevi durum da önemli rol oynar. Migren, ailesel özellik göstererek kuşaktan kuşağa geçebilir.

Burada tedavinin iki noktada değerlendirilmesi gerekir. Birincisi, koruyucu tedavi, ikincisi kriz tedavisi. Koruyucu tedavi, gerçekte kriz tedavisi dediğimiz nöbetlerin ortaya çıkmasına göre çok daha önemlidir. Koruyucu tedavide ilk aşama, ağrıya yol açan etkenlerin ortadan kaldırılmasıdır ve her cinste de bu tip koruyucu tedavinin büyük rolü vardır. Örneğin; migren semptomlarının ortadan kaldırılmasında alına soğuk tatbiki, karanlık, ışık çok rahatsız edeceği için siyah gözlüklerin takılması, bulantı ve kusmaya karşı soda ve benzeri içeceklerin alınması önemlidir. Gerilim tipi baş ağrılarında ise tam tersi sıcak uygulanması ve masajdan yararlanılabilir.
Bunlara rağmen ağrı geçmediği takdirde mutlaka hekime başvurulması gerekir. Özellikle yüksek ateş, ense sertliği, baş ya da başka bölgelerde bir hissizlik, kas zafiyeti, görme bozukluğu, duyma bozukluğu, burun kanaması gibi durumlarda ve özellikle baş ağrısına, baş dönmesi ve daha farklı şeyler eklenmişse hastanın derhal bir hekime başvurması gerekir.

Migrenin artışına yol açan faktörler
Stres
Araştırmacılar stresin baş ağrıtmasını, kanda adrenalin düzeyinin yükselmesi sonucunda beyinde meydana gelen kimyasal dengesizlik nedeniyle olduğunu belirtiyorlar.

Çikolata
Bu konuda tartışmalar hala sürse de çikolatanın mı migrene yol açtığı yoksa zaten başlayacak olan migren krizinin mi çikolata yeme arzusu uyandırdığı henüz kesinlik kazanmış değil.

Alkol
Özellikle kırmızı şarap ve biranın baş ağrısına önemli rol oynadığı belirtiliyor. Alkolün kendisi kadar alkollü içkilerdeki başka bazı bileşikler de baş ağrısında etkili.

Hava
İklim, mevsim, yükseklik değişimleri veya uçak yolculuklarındaki zaman dilimi değişimleri nedeniyle baş ağrısı başlayabiliyor.

Düzensiz yaşam
Uyku veya yemek zamanlarındaki değişimler bu hastalığı etkiliyor.

Kadınsal dönemler
Adet dönemleri, gebelik veya menopozda östrojen tedavisine bağlı olarak hormon düzeylerindeki değişimler ve doğum kontrol haplarının önemli etken olduğu saptanmış durumda.
Neler yapılmalı?

 

  • Ağrı kesiciler ağrıyı kontrol altına almaya yardımcı olur.
  • İlaçlar zamanında alınmalı. İlaçları düzenli almamak ağrının kontrol altına alınmasını engelliyor. Düzenli yapılmadığı takdirde ağrı bir defa yerleştikten sonra ilaçların etkisi azalıyor.
  • Başa sıcak veya soğuk kompres yapmak iyi gelebilir. Aynı zamanda ılık bir duş alıp dinlenmek ve stresli ortamdan uzaklaşmak da baş ağrısını hafifletecektir.
  • Sigara içen migrenlilerin bırakmaları öneriliyor. Çünkü sigara, migreni hem uyarıyor hem de ağrının şiddetini artırır.
  • Gevşeme teknikleri faydalıdır. Kasları gevşetmek ağrıyı azaltır. Derin soluk alma ve çene kaslarını gevşetme gibi teknikler öğrenilmesi kolay ve her yerde uygulanabilen tekniklerdir.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir